Temmuz Pazarından

Pazar, 15 Temmuz 2012 tarihinde oluşturuldu

 şuan sıcaklık dışarıda 44, ev içerisinde 35 derece. Abartılacak bir durum değil, her yıl yaz mevsimi geldiği zaman aynı dereceleri görürüz, fakat ilk defa görüyormuşuzcasına abartaracak sıcak sıcak denir... Hiç gerek yok, öyle veya böyle geliyor geçiyor tüm mevsimler...
Az önce en son birşeyler yazmaya çalıştığım tarihe baktım da, harbiden çok ihmal etmişim. üzülerek belirtiyorum ki 6 yılın rekorunu kırmışım... Biraz ihmalkarlık biraz da...

Evet biraz da... ıhmalkarlığın yanı sıra, yoğunluk ve önceden yorulmayan bünyenin kendini yorgun hissetmeye başlaması ile birlikte eskisi kadar hayatımda hızlı değişikliklerin olmaması diyebilirim.

Uzun aradan sonra ankaradan döndükten sonra 1 haftalık izinimsinin acısı 2 haftalık zaten geç saatte biten mesainin daha da geç saatlere uzamasına mal oldu. Daha sonra çok saçma bir tarihteki eğitim sebebiyle istanbul yolculuğu. 3yıl sonra istanbula eğitime gittim fakat salı çarşamba olması, ne doğru düzgün istanbul ile hasret gidermeme ne de istanbula gidersem şunu da bunu da yaparım planlarımı gerçekleştirmeme olanak sağlamadı. Fiziksel olarak ciddi yorgunluk ile birlikte klasik istanbul dönüşlerinde yaşanan psikolojik karmaşıklık, huzursuzluk etkili oldu.

Pek konuşmayı sevmesem de, malum hayatımın 4/5 ni harcadığım işten de yazmadan olmuyor maalesef. Sektördeki 6.yılım geride kalırken, 2008 krizinde dahi görmediğim ekonomik sıkışıklığı gördüm. Basında, siyasilerin konuşmalarında ekonomi çok iyi yerde rakamlar çok iyi denilse de, her gün bir yerlerden ekonomik patlamanın sonucu, iflas ve kaçan kaybolan firmaları ile ortakları görüyoruz. 2008-2009 da bu şekilde biraz kriz olmamıştı. Her an bir sürpriz ile karşılaşırken, hiç umulmayan 40 yıllık firmaların patlamasının yanında, yatırıma giden, banka kredisi ile dönmeye çalışan firmaların patlaması tuzu biberi oluyor. Bankacılık sektörü öyle bir sektör ki, kredi ile iş yapıyorsan zora düşmeyeceksin, düşeceğini hissettiğin an bankalar ile hiç bir problem yaşamamak için elinden gelen herşeyi yapmak zaruriyettir. çünkü en ufak bir belirtide tüm bankalar öne geçmek için savaş açar. ış hayatında 2011i çok güzel noktalarken 2012 de hiç olmadığı kadar kötü gidiyor. Artık bitsin diyorum 2012...


Farklı arayışlar için kendi çapımda birşeyler yapmaya çalışıyorum, cırmalıyorum zorluyorum bazı şeyleri. Geçen hafta sanki bir kıpırdanmalar oldu gibi. Planladığım gibi başlayan süreç, hiç istemediğim noktaya geldi. Ve tercih yapmam gerekti. Sordum soruşturdum, herkes kendince doğru olanı söyledi. Sonuç olarak cesaret edemedim. Umarım bu olay, derler ya: "her insanın hayatına bir şans geçer onun değerlendirilmesi lazım", durumlarından biri değildir, ileride pişmanlığını umarım hissetmem. Karar sürem halen dolmadı, halen birşeyler için karar değiştirebilirim fakat, bu konuda sanki bir ürkeklik hakim, ve doğal sonucu olarak içimde sanki pişmanlık duyabileceğim hissi...

Geçmiş yıla göre bu sene birazcık gurmeliğe başladık. Vakit bulduğumuz sürece yeni yemek mekanlarının keşfine çıkıyoruz. Bugüne kadar bu konu ile ilgili birşey paylaşmadım fakat, aklımdan da geçmiyor değil... Herkes yapıyor ben de yapayım, neyim eksik :)

Halen cuma gecesi benim gecem, herhafta değişik alkol çeşitleri alırdım, fakat son 1.5 aydır tamamiyle Bomonti biraya sarmış durumdayım. Son favori içkim... Diğelerini ağzıma almayalı çok uzun zaman oldu... Sürekli biranın yanına değişik abur cubur lezzetleri uydurmaya çalışıyoruz :)

Ve resimlerden de görüldüğü üzere, son 1 haftamızın neşe kaynağı, gelecek hafta 3 yaşına girecek olan Ulaş Ada... Zaman çabuk geçiyor... Dün gibi aklımda nikah ve düğünümde yaptığı cinlikler... Halen aynı şekilde devam ediyor. Dün tüm gün beraberdim. Bugün de uğurladık... yazımı Ulaş Ada kolajları ile bitireyim... Bundan sonraki yazımın bugün ile arasındaki gün farkı ile minimum olması dileğiyle... :)

Gösterim: 1507