Tatil geldi ve geçti...

Pazar, 02 Ekim 2011 tarihinde oluşturuldu

Aylarca bekledik, iple çektik yaz. Haziran temmuz ağustos bitse bayram geçse de tatile gitsek. Günler sonunda geçti ve 11 eylülde aylardır beklediğimiz an geldi. Tatil zamanı :)) Hazırlıklarımızı tamamladık ve yola çıkma vakti geldi. Tarih de çok süperdi, 11 Eylül...

Nihayet ben de bloguma, herkes gibi gezip gördüğüm yerleri yazmak için bir fırsat doğdu. Gerçi pek gezip tozmadık ama, Vedat Milör misali yorumlar yapmak istedim. Evet bizim bu yılki durağımız Side Sueno Club dı.

Otele girdiğimiz zaman hemen diğer otellerden daha büyük olduğu göze çarpıyordu. Kapasite çok olunca resepsiyonda dahi 10dan fazla kişi çalışıyordu. Otelin diğer deluxe otellere göre biraz eski olduğu göze çarpsa da tesiste bir tatilde aklınıza gelebilecek herşeyin olması bu eksiyi artıya çevirmekte.

Otelda havuz sayısının çokluğu, mükemmel bir plajının yanında uzun bir iskele ve iskelede yer alan bar ile papatya şeklindeki iskelede şezlongların olması diğer tesislere göre bir adım öne çıkartıyor. Havuz sayısının çokluğu sayesinde her zevke göre bir havuz var. ısteyen animasyon havuzunda isteyen kapalı havuzda, isteyen yarı kapalıda isteyen normal bir havuzda yüzerken, ağaçların ortasında yer alan şezlonglarda sessiz sakin bir şekilde dinlenebiliyorsunuz. Gerçi pek sessiz olmuyor, aquaparktan gelen çığlıklar biraz da olsa sessizliği bozuyor.

Yemek olayına gelince, normal restauranta ilk girişimizde yemek çeşitlerinin azlığı sebebiyle şaşırmıştım, hele bir de lezzetsiz olunca şaşkınlığım devam etti. Gün boyunca restaurant dışında aklınıza gelebilecek her türlü yemeğin, tatlının olması çok büyük bir artı gibi değerlendirilse de lezzetten uzak olması bu artıyı eksiye çeviriyor. Sadece türk mutfağı diğerlerine göre biraz daha lezzetli.

Tatile gitmeden önce kendime güzel bir içki planı yapmıştım. Bu planımı sonuna kadar gerçekleştirdim. Sürekli içtiğim içkilerden ziyade her zaman içme imkanı bulamadığım Tekila gibi içkileri tercih ettim :)

Hizmet olayına gelince, personelde bir huzursuzluk mutsuzluk hakimdi. Servis kalitesi de pek iyi değildi. Personeldeki mutsuzluk otomatik olarak servis ve hizmete yansıdığı gibi otelin çok yoğun oluşu da hizmet kalitesinin düşmesini tetikliyordu. özellikle oda servisleri yoğunluktan dolayı yetiştiremiyorlardı.

Bugüne kadar gittiğimiz diğer oteller ile karşılaştırmak gerekirse, geçen sene 1/3 fiyatına gittiğimiz ultra deluxe olmayan, Champion Tatilköyü çok daha huzur doluydu. Yemek çeşidi daha az olsa da çok daha lezzetli ve personel 4/4 lüktü, sürekli güler hüzlü ve titiz çalışıyorlardı. Animasyon ekibi çok amatör olsa da daha çok güldürüp eğlendiriyordu. Yemek ve hizmetteki yetersizliği Rixos'ta da görmüştüm. Ama bugüne kadar yıldızı düşük oteller sanki insanı daha çok mutlu ediyor gibi...

Neyse bu kadar eleştiri ve hikaye yeter, tatilin kötüsü olmaz. Tatilimiz çok güzel fakat hızlı bitti. Her ne kadar tatil süresince telefon ve mail trafiğindeki yoğunluk olsa da tatil çok güzeldi, yetmedi tabiki ve dönüşü çok zor oldu. Hele bir de pazartesi mesaiye gitmek... Biriken be biriktirelne, devreden ve devredilen, bekleyen ve bekletilen işlerin baskısıyla son gün sendromlu bir şekilde geçti ve mesaiye geri döndük.

şimdi hedef 20 ekim istanbul gezisi. ıple çekiyoruz... :)

Gösterim: 1364