Benelux Macerası-Paris Fiyaskosu

Cumartesi, 09 Kasım 2013 tarihinde oluşturuldu

 Yine bir bayram tatili, bu sefer 9 gündü. Hedef geçen seneki tatilin bitiminde planları yapılan meşhur Benelux-Paris turuydu. Cuma günü hızlı bir şekilde işimizden gücümüzden evimize dönüp hemen tatil moduna girip ıstanbul'a gittik. Ama atladığımız, daha doğrusu korktuğumuz bir olay gerçek oldu, Sabiha Gökçen'de geceler kontuarlar kapalı olduğundan Check in yapıp içeri geçemiyorduk. Yani o konforlu Loungelarda sabahlama hayali suya düştü, yerini bol gürültülü simitçi aldı. Neyse son 2 saatimizi lounge da geçirdik de karnımız doydu stok yaptık. Bir sunexpress geleneği uçak yine rotarlıydı... Frankurta indik, fakat yanlış terminale indirilince yaklaşık 1 saatlik bavul krizi yaşadık...

Frankurt havalimanında bedava ve hızlı wifi olması kendilerine +puan vermeme vesile oldu, aha da evrupa demek böyle dedim. Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra Amsterdam'a vardık. Müthiş bir şehirdi. ınsanları güleryüzlü, samimi, kibar en önemlisi mutlu. Evler, doğası harika. Biz tarımın hayvancılığın lideriyiz diyoruz ya, Hollandayı gördükten sonra dünyadan bi haber olduğumuzu anladım. Amsterdam merkezdeki buram buram özgürlük havası çok etkileyiciydi. Herkes herşey özgür. Adım başı hatta trenlerde bile wifi :) Lezzetli patatesleri, Febosu, biraları, bulldog ve coffe shopları, Redlight Street, sex museum, peynirleri... hepsi etkiledi beni. Atmosferi yeter. şehrin içinden geçen her ne kadar bizim buradakilere göre daha kirli olsa da daha çekici geliyor, gavurun kanalı ya ondandır... Hava rüzgarlı ve yağmurlu olduğundan 1.5 gün yetmedi maalesef. Bir daha olsa gidilir diyeceğim şehirlerden biri...

Yine düştük yollara hedef Brükseldi. Avrupada klasik olan meydan Brükselde de vardı. çeşit çeşit çikolataları gerçekten anlatıldığı kadar güzeldi. Tedadüfen aldığımız ve daha sonra meşhur olduğunu öğrendiğimiz waffle çok güzeldi. Ama yemek konusunda çok yetersizlerdi. Menüz halinde yemek sunuyorlar, bir de pek meşhur midyelerinden yiyelim dedik. O da nesi pis temizlenmemiş ufak garip bir canlı çıkıyor kapağın içinden bastırınca da siyah mı desek kan mı desek bilemedik garip birşeyler çıkıyor...

Brüksele kadar gitmişken Brugge'e uğramadan olmazmış, ki iyiki uğramışız. Doğası, manzarası, kuş sesleri, nehri resmen huzur katıyordu. Pek meşhur yemekleri yoktu ama bir daha da gidilebilir bence...

Sabah erken saatte Parise doğru yol aldık. Almaz olaydık. Ne kadar balon bir şehir. şanzelize dedikleri geniş ama kısa gezilebilecek adam gibi bir mağazanın olmadığı, kuyruk olduğu halde lezzeti olmayan cafe tarzı şeylerin olduğu sadece bizde olmayan düz ve geniş bir cadde. ınsanlar kaba... Kendimizi hiç güvende hissedemedim desem yeridir. Anlamadığım turistlere bu kadar kaba davranıldığı bir şehrin neden bu kadar çok gereksiz reklamı yapılır ve bu kadar ziyaretçi alır. Trafik karmaşa, doğası yok, sadeye bir eyfelleri var o da iyi hoş güzel görünüyor ama ne katkısı var insan hayatına. çıkınca kendilerine, yine karmaşa dolu şehrin binalarını trafiğini görüyor insan. Gereksiz abartılı pahalı bir şehir. Park etmeyi bilmiyorlar birbirlerine çarparak duruyorlar ve bu çok normal. 3 gün ne kadar çok sıkıldığımı anlatamam, bu tura neden gittiğimi bile sorgulamaya başmıştım. çok da pis bir memleket. Her yeri metro ve tren ağı ile kaplı helal olsun ama metrolar sidik kokuyor. çok titiz bir insan değilimdir, ama orada metroda filan ellemeye çekindim. tüm gezimiz boyunce wifi sıkıntısı çektiğimiz tek yerdi. Yok arkadaş halka çaık wifi vermemişler. Yemeklerine gelince ördeği güzel yapıyorlar, şarapları da iyiydi. Başka da bir numarası yoktu. şehir merkezi karmaşa, şehir dışı banliyöler ürkütücü. Outlet denilen saçmalım bile Türkiyeden çok pahalı. Daha yazabileceğim çok olumsuz noktalar var ama vaktime yazık :)Sonuç olarak paris tam bir balon. Götik mimarisini napyım arkadaş, ıtalya tüm götiklere bin basar. Turdan çıkartılması gereken, hadi çıkartılmadı 1 gün yeter de artar. Otel öyle bir yerdeydi alkol bile bulamadık alacak. Neyseki otobüsçü amcadan aldık biraları, alırken de boşları geri getirmeyi unutmayın dedi :)

Paristen kurtulurken Benelux'un son durağı Lüksemburga yol almaya başladık. Küçücük, şirin, sessiz, wc leri temiz,  yemekleri ortanın üstünde bir memleket. Yazacak pek birşey yok aslında. Geçerken uğradık gibi birşey. Otel öncesi... Ama doğası, yeşilliği çok güzeldi.

Tatilin son gününe geldiğimizde uçağımızın kalkacağı Köln'e doğru yola çıktık. Gece 3e kadar vakit geçirecektik. Köln merkez sanki Ankara kızılay ulustu. Biraz nehre doğru inince barları yakaladık. Fiyatlar gayet iyiydi, biralar güzeldi. Onlarda bira patates kavramı yok, hatta tek başına patates dahi sipariş edilemiyor. Garsonlar güleryüzlü. Köln'e cumartesi gittiğimiz için her yerde haftasonunun tadını çıkartmaya gelen insanlar. Hava kararınca şu mekanlara bakalım dedik. Harbiden eğlenmeyi çok iyi biliyor adamlar. çalan müziklerde çılgınlarca dans ediyorlardı. ınsan eğlenmelerini imrenmiyor değil hani. Ve 8günlük tatilin sonuna geliyorduk...

Havalinanında sürpriz ile karşılaşmadık, Sunexpress her zaman olduğu gibi rötarlıydı. Adet bozulmasın diye pek cazip olmasa da free shop dan çikolata ve viskimizi aldık...

Tüm tatilden aklımda kalanlar Brüksel çikolatası ve waffle, biralar, Amsterdam'ın tamamı, kısmi olarak eğlence hayatı ve adettendir boş dönmeyelim diyerek onlarca euro verilen (x 2.7TL) magnetler...

Tarsus'tan kasım sonbaharından saygılar, selamlar...

Gösterim: 1356