2014/1. Çeyrek

Pazar, 13 Nisan 2014 tarihinde oluşturuldu

Başlık tam da kurumsal kimliği başarı ile temsil etmeye çalışan plaza insanının raporu gibi!!! Okuldan mezun olurken "kurumsal şirket" kavramı yavaş yavaş popüler olurken şimdi dillerden düşmüyor, kurumsallaşmanın yanında türeyen "plaza insanı" kavramı da o kadar çok gündemde ki artık bu kelimeyi türetenler dahi dalga geçmeye başladı, plaza insanlarının hareket, davranışlarıyla... Hepsi de işin özün de yatan gerçekleri anlatıyor aslında... Neyse çok alakasız bir giriş oldu... Uzun aradan sonra klavye başına geçtim... 2014 ilk 3 ayını kısaca anlatmak için. Radyoda da lise özellikle üniversite yıllarında pazar günleri dinlediğim Sarı Tramvay var... Müthiş bir radyo programı!

Bol gezmeli tozmalı, işlerin iyi geçtiği 2013 ün son günlerinde aldığımız kötü bir sağlık haberi ile 2014e giriş yaptık. 1 hafta içerisinde yapılan tetkikler ve aldığımız hızlı karar ile eşim ameliyat oldu. Sonrasında rapor, iyileşme süreci derken 3 ayı bu şekilde geride bıraktık. En son bu hafta da son aşamayı tamamladık gibi. Her zaman tüm insanların söylediği "hayatta en önemli şey sağlık" cümlesi insanın başına gelince daha da çok etkiliyor. Gerçekten ortaya çıkan en ufak bir sağlık problemi biri bile insanın tüm hayatını etkiliyor. ınsan o süreçte biran önce atlatma dışında birşey düşünemiyor, hiçbirşeyi umursamıyor Neyseki atlattık gibi çok şükür...

 İş-İş-İş

 Yukarıda yazıma başlarken 2013 yılının iş açısından da iyi geçtiğini belirmiştim, evet 2013 yılı güzel karlı büyümeli bir yıldı benim için. Ama sonucunda ne oldu, koca bir hiç birşey! Hakketiklerimi alamadığım gibi sektörün/iş hayatının gereklerini yerine getirememenin vermiş olduğu yenilginin üzüntüsü mü desem siniri mi desem bilemedim. Ne kadar özverili bir şekilde çalışıp bir başarı yaratılsa da "rakip" olarak nitelendirilen kişilerle temiz psikolojik savaş ve baskı yaparak üste çıkamıyorsan, üstlerine ve çevrendekilere 2yüzlülük yapmıyorsan ki buna "ilişki yönetimi" deniliyor, sıçmayı bile trübüne başka açıdan gösteremiyorsan, boşa çalışıyorsun herşey boş... ıstediğin kadar her ayki değerlendirme toplantılarda rakamların oldukça iyi bile olsa az önce söylediklerimi yapmamışsan kimse görmez takdir etmez, başkası sahiplenir. ışte bu sebeple bu sektörün bu iş kolu kişiliğime çok uzak... Bunu yeni mi anladın diyeniniz mutlaka olacaktır. Hayır yeni anlamadım ama son 1 yıldır gerçekten batmaya başladı, son 1 yıldır hazımsızlık etkisi yaratarak iç huzursuzluğa sebep oluyor maalesef... Ama yapacak birşey yok. Bu deveyi gütmek zorundayız. Yine bir kriz ortamındayız, bu sebeple işimize sıkı sıkı sarılmalıyoz :) ! Deveyi güderken madem oyunu kurallarına göre oynayamıyorum, hedef kendime çevreme en az zararı verecek şekilde, kendimden fazla ödün vermeden daha doğrusu vermemeye çalışarak bu deveyi gütmek.

 1 tane delil ile 40 tane alimi ikna edebilirsiniz, ama 40 tane delil ile 1 tane cahili ikna edemezsiniz.

 Beni bilen bilir... eylemlerle, direnişle uzaktan işim olurdu. Ta ki 30 mayısta ilk gazı suyu ayağımda terlik ve şortla yiyene kadar. Bir çok kişi benim de aklıma dank etti. Türkiye'de işler yolunda gitmiyor ve gittikçe daha kötü günler bizleri bekliyordu. ılk defa muhalif kitleler bir araya gelmişti, onca tape çıktı, operasyonlar yapıldı. Umudumuz artmıştı mevcut düzenin artık değişebileceği yönünde. Fakat sürekli sokaklarda, piyasada olduğum için seçim yaklaştık tüm umudum yerle bir oldu. Yapmaz diyenler, çalsın herkes çalıyor ama istikrar var diyenler, seçime kadar beklemede kalıp seçimden sonra çocuklarını cemaat okullarından alanlar, hatta kanatsız melek diyenler vs vs vs... daha fazla yazamıyorum yazdıkça sinirlerim hopluyor. Gidişat iyi bir gidişat değil, ülkedeki %45 gerçeği var ve şuursuzca bağlılar. Değişim nasıl olur herkes umutsuz... Fakat çevremde Gezi'den sonra siyasetle ilgilenmeye ve muhalefet kavramı ile tanışan insanlar değişimin çok zorlu ve ..... olacağını belirtiyorlar...


Yakında tekrar gezip tozmalara başlıyoruz kısmetse... Her geziğim yeri anlatacağım, yazacağım:) benim dünyadaki tek idolüm: Antony Bourdain. Ne güzel hayat değil mi :)

Sıradaki yazılarımı geziler, evde yemek yapma maceraları ve müşteri tiplemeleri yazıları oluşturacak

 

Gösterim: 1134